flört etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
flört etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Nisan 1

Ayrılık Metaforları: "Yemek bitti!"


[Buradaki bir sürü hikaye, anekdot aslında etrafımdaki arkadaşlardan geliyor. Her gün gördüğüm şahane dostum K. elbette en çok teşekkür edilesi insan. Bu metafor onun. Ya da sanki o da başkasından mı duymuştu?...]

Mesela öğlen yemeğindesin (ya da akşam da olur). Çok sevdiğin bir yemek söyledin, geldi. Yavaş yavaş, mutlu mutlu yiyorsun. Belki de hiç bitmesin istiyorsun. Eh elbette bir an geliyor, yemek bitiyor.
Bunu büyük mesele yapıp ağlamaya filan başlamak manasız. Kabullenmek gerek. Yemek bittiyse, sofradan kalkmalı. Dünyanın sonu değil bu, ömrümüzü bundan böyle aç geçireceğiz diye bir şey de yok. Daha başka öğünlere de gelecek sıra, önümüze başka tabaklar konacak, başka lezzetler tadıcaz.
Yemek bitmiş olabilir ama sırada belki de pasta var ! :)

Salı, Mart 17

Sevgilisi olmanın cazibesi, ya da yalnızken birini beğenememek


Ayrılık süreci biraz uzun olunca, bir sürü insanla konuşmak dertleşmek vesilesi doğuyor. Herkesin altını çizdiği şöyle ilginç bir durum var: Eğer sevgilin varsa dışarıya bakarken daha az seçici oluyorsun. İlişki gibi ciddi bir perspektiften düşünmediğin için bir sürü insan hoş, takılınası, flörtleşilesi görünüyor. Üstelik zaten bir sevgilisi olmanın rahatlığıyla (yani kendini pazarda hissetmediğin için) çok daha doğal ve kolay davranabiliyor insan.
Ama yalnızsan ve gerçekten bir ilişkin olsun istiyorsan, bu sefer öncelikle birini beğenmek zorlaşıyor. İş ciddiye bindiği için bir sürü kulp takıyorsun, beğenmiyorsun, değmez diyorsun. Birini harbiden beğendiğin zaman da bu durumu fazla ciddiye aldığın için kendin gibi davranamıyorsun, iki lafı bir araya getiremiyorsun, komik olmaya çalışırken çuvallıyorsun.
Paradoksal ama insanın sevgilisi varken yeni birinden hoşlanabilmesi, hatta yeni bir sevgili bulması galiba daha kolay...

Pazar, Mart 15

Umutlular, umutsuzlar


Ayrılma lafını edince genellikle gelen tepkiler iki ayrı uçta oluyor. Mesela D. öğrendiğinde hiç mesele etmedi. Doğrudan, iyi abi ya, yalnızlık da iyi, flört camiasına geri dönmek de iyi, keyfine bak modunda laflar sarf etti. Ben de bir sürü uzun ilişkisini bitiren arkadaşa evet ya zaten 21 (ya da 18, ya da 23) yaşındayken birlikte olduğun insanla ömür boyu bir arada kalmayı düşünmen saçma demişimdir.
Bunun tam zıttı olarak çok çok üzülenler oluyor. Önceki gün M. öğrendiğinde içtenlikle üzüldü, gerçekten içi parçalandı. Kaybedilen şeyin güzelliği belli ki onu da yaralıyordu. Haklıydı da elbette.
Belki bu iki insan arasındaki fark, birinin hayata (ya da aşka) dair daha umutlu diğerinin daha umutsuz hissetmesidir. Ya da birinin aklı geçmişte kalmışken diğeri gelecek vaatlerine daha fazla inanıyordur. Zaten umut bu demek sanırım, önüne bakabilmek, ilerleyebilmek...

Cuma, Mart 13

Yağmur



[Belki de Teoman'ın en damar şarkısı...]

Dayanmak zormuş meğer
Sonu belli oyunlara
Reddetmeye gücün yoksa eğer

Oysa ki özgürlüğü seçmek
Başka vücutlar sevmek
Bir şehri tam kalbinden
Beyninden vurup gitmek
Var aklımda, bir yağmur
Çok uzaklardan çağırıyor
Gelirsen severim diyor

Yağmur yağmur çok uzaklardan
Çağırıyor gelirsen severim diyor

Her maske bir şey söyler
Nefretler sevgiler
Bırak artık sevmiyorsan eğer