arz-talep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arz-talep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mart 17

Sevgilisi olmanın cazibesi, ya da yalnızken birini beğenememek


Ayrılık süreci biraz uzun olunca, bir sürü insanla konuşmak dertleşmek vesilesi doğuyor. Herkesin altını çizdiği şöyle ilginç bir durum var: Eğer sevgilin varsa dışarıya bakarken daha az seçici oluyorsun. İlişki gibi ciddi bir perspektiften düşünmediğin için bir sürü insan hoş, takılınası, flörtleşilesi görünüyor. Üstelik zaten bir sevgilisi olmanın rahatlığıyla (yani kendini pazarda hissetmediğin için) çok daha doğal ve kolay davranabiliyor insan.
Ama yalnızsan ve gerçekten bir ilişkin olsun istiyorsan, bu sefer öncelikle birini beğenmek zorlaşıyor. İş ciddiye bindiği için bir sürü kulp takıyorsun, beğenmiyorsun, değmez diyorsun. Birini harbiden beğendiğin zaman da bu durumu fazla ciddiye aldığın için kendin gibi davranamıyorsun, iki lafı bir araya getiremiyorsun, komik olmaya çalışırken çuvallıyorsun.
Paradoksal ama insanın sevgilisi varken yeni birinden hoşlanabilmesi, hatta yeni bir sevgili bulması galiba daha kolay...

Cumartesi, Mart 14

Kriz ortamı


Ayrılma söz konusu olduğunda, kendi kendine düşünürken ya da birileriyle konuşurken, hep bu kriz lafı gündeme geliyor.
"Yahu işte piyasa belli, etrafta doğru düzgün insan yok, bak sen bi tane bulmuşsun, bunu harcama, nereden bulacaksın onun gibisini..."
Ekonomi hayatımızın bu kadar göbeğinde olduğu için mi yoksa mutat bir yalnızlık korkusundan mı bilinmez hep bir arz talep tartışması dönüyor. "Bu kriz ortamında" işten ayrılmama tavsiyesi verenler gibi, birileri hep bu mutluluğun ve mutlu ilişkinin karaborsada olduğu günümüz eğitimli, şehirli, tatminsiz sosyal çevresinde sevgilinden ayrılmamayı salık veriyor.
Bir açıdan haklılar elbette, haklıyız böyle endişeler taşımakta. Ama ya ilişki de krize girmişse? Eski gelir-gider, kâr-zarar hesapları şaşmışsa? Borç-alacak dengelerini tutturamıyorsak? İlân-ı iflâstan başka çare yoksa?