eski sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eski sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Nisan 5

Emek


İlk evime yeni taşınmıştım. Ufak bütçe filan derken genellikle komik eşyalarla, ıvır zıvırla dolmuştu etraf. Halep Pasajı'ndaki Liman'a gitmiştim bir gün. Oradan sevimli birtakım kartlar, resimler filan almıştım. Kartların biri de Marx'ın sözü, "Sevgi emektir." (Ne zaman, nerede söylemiş emin değilim, biraz şüphe ettim ama neyse...).
Yıllardır da söyler dururum, emek verince seversin, emek vereni seversin filan diye. Şimdi ayrılık durumu olunca baktım herkes bunca emeğe yazık diyor. Bir de ya yeni birine kendini anlatmak için emek vermek çok yorucu diyenler var. Sanki önceki çabalar çöpe gitmiş, yeniden çaba göstermeye takatimiz yok gibi...
Ama bir yandan da hayatın kendisi emek. Emek vermedikçe her şey sıkıcı, her şey anlamsız. İnsanlar sırf bu yüzden depresyona giriyor. Demek ki çalışan demir ışıldar optimizmiyle emekçiliğe devam etmek lazım. Şunun şurasında 1 Mayıs'a ne kaldı?

Çarşamba, Mart 25

La Rencontre !!!


Ayrılıkla ilgili bir sürü sıkıntıdan birisi de bir müddet sonra karşılaşmak. Görünce ne diycem, ne yapıcam? Yanımda ya da onun yanında kim olacak? Benimle nasıl konuşacak, ben nasıl davranıcam? Çok hayati meseleler bunlar.
Bu ilk karşılaşmayı ertelemeye çalışıyorum ama bir yandan da kaçamadığımı hissediyorum. Ne olacaksa olsun, artık görsem de kurtulsam gibi bir ağırlık var sanki omuzlarımda... Yokuşta fren yapmaktan yorulup yuvarlanmak ister gibi, tam bir vertigo hissi.
Sanırım ilk birkaç hafta insan daha tetikte oluyor; her an karşılaşma ihtimali varmış gibi dikkat ediyor kendine, çevresindekilere. Her köşe başında gözlerini kısıyor, kulak kabartıyor...
Aksi gibi bu meseleyi düşünmeyi bırakır bırakmaz, kendimizi en savunmasız, en zayıf, en çirkin bulduğumuz bir anda eski sevgiliyle karşılaşıyoruz. Hiç adil değil...

Salı, Mart 24

Eternal Sunshine of the Spotless Mind


Bu süper güzel film herhalde benim separation desperation dediğim ayrılık sonrası sürecin, unutmaya, hissetmemeye, uyuşmaya özlemle ne kadar yakından alakalı olduğunu çok iyi anlatıyor.
Bir müddet birbirlerini çok seven ve mutlu olan Joel ve Clementine, ayrıldıktan sonra hatıralarıyla başa çıkamazlar. Bunalımlarını atlatamadıkları için doktor-terapist-bilgisayar uzmanı karışımı birisinin ofisine gidip hafızalarının istenmeyen kısımlarını (zihindeki bazı noktaları) sildirirler.
Eski sevgiliye dair her şey, zihinde bir iz bırakmış her kırıntı artık üzüntü yarattığı için cımbızla çekilir gibi ayıklanıyor. Ne aşk ne ayrılık, sanki hiç yaşanmamış gibi...
Ancak işlem başarıyla tamamlanmış olsa da, Clementine ve Joel yeniden karşılaştıklarında birbirlerinden hoşlanınca esas paradoksu görürüz: İnsan sevdiği insanı ve ona dair tüm anılarını silebilir, ama aynı kişiye yeniden âşık olma ihtimalinden (yani kendinden) kurtulabilir mi?

Pazartesi, Mart 16

Maskeli Balo


Yaredir sinede eski sevgili
Eski sevgili eski günler
Hayata baksana takmıyor kimseyi
Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi
Yaredir yine de

Yaktım gemilerimi
Dönüş yok artık geri
Tak etti canıma bu maskeli balo
Bu maskeli balo
Ve onun sahte yüzleri

Yaredir sinede eski sevgili
Ne yapsan kolay unutulmaz
Ağlama geçmişe yaşadık bitti
Anılar bizi yalnız bırakmaz
Yalnızız yine de

Murathan Mungan

Cuma, Mart 13

Elveda

Birisinden geçici bir süre için ayrılırken hoşçakal ya da görüşürüz demek mesele değil de iş elvedaya gelince işler karışıyor.
Acaba bir daha hiç görüşmeyecek miyiz, görüşsek de hep böyle bir gariplik hali mi olacak, bir daha beraber kahvaltı etme ihtimalimiz yok mudur, ya da uyanıp çapaklı gözlerle günaydın demek, ya da telefonu aşkım diyerek açmak...
Yıllarca içinde yaşadığın evi terk etmek gibi, bir şehre hiç dönememek gibi, sayfaları bitmiş bir defteri rafa kaldırmak gibi.
Evet, işte bu, elveda...