Ayrılmayı zorlaştıran en temel sebeplerden biri sizi tanıdığını, gerçekten iyi anladığını hissettiğiniz birisini yitirmek galiba. Çünkü, anlaşılmak hep arzuladığımız bir şey olsa da kendimizi anlatmayı genellikle beceremiyoruz ya da iyi ihtimalle kilitleri açmak çok uzun zaman alıyor. Bir anlığına bile olsa "beni anladı" hissine kapılınca da insanın içinden gerçekten Duman'ın şarkısındaki gibi gürül gürül bağırmak geliyo...Pazartesi, Temmuz 6
O beni anladı...
Ayrılmayı zorlaştıran en temel sebeplerden biri sizi tanıdığını, gerçekten iyi anladığını hissettiğiniz birisini yitirmek galiba. Çünkü, anlaşılmak hep arzuladığımız bir şey olsa da kendimizi anlatmayı genellikle beceremiyoruz ya da iyi ihtimalle kilitleri açmak çok uzun zaman alıyor. Bir anlığına bile olsa "beni anladı" hissine kapılınca da insanın içinden gerçekten Duman'ın şarkısındaki gibi gürül gürül bağırmak geliyo...Pazartesi, Haziran 22
Protège-Moi
N. de şimdiye kadar onlarca defa ayrılıp barışan arkadaşlarımız M. ve R. hakkında, aslında bunları evlendirmek lazım, o zaman zırt pırt ayrılamazlar, daha itidalli davranırlar demişti. Yani görünüşe göre bir sürü insan bana salt zırva görünen safety net'lerin işlevselliğine inanıyor.
Peki ama ilişkinin selameti için dışsal faktörlere güvenmek, bel bağlamak ve üstüne üstlük bunun böyle olduğunun bal gibi farkında olmak her şeyin zaten çoktan bittiğini itiraf etmek değil mi?
Perşembe, Mayıs 28
Not the Same Dreams Anymore
...That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore/ That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore
We're using the same bathroom/ Where your personal things/ Are lying close to mine/ And I know that our clothes/ Are drying on the same line/ When friends come to call/ They read our names on the door/ If they could read our minds, they'd find...
...That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore/ That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dream(s)/ Anymore
(We're) talking about problems/ But we keep our feelings deep inside/ We never say a tender word/ We couldn't even if we tried/ It's hard to realize you're the girl/ I've been waiting for'/ Cause when we kiss goodnight I find...
...That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore/ That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore
Salı, Mayıs 19
Fado
Fado'nun tam çevirisi yoksa da kader gibi bir anlamı varmış ve bu şarkılar genellikle ayrı düşülen birine duyulan hiç bitmeyecek can yakıcı özlemi anlatırmış. Nostalji, hasret, kayıp, hepsi bir arada. Bir teoriye göre bunlar, denize açılan sevgililerinin yolunu gözleyen ve bir müddet sonra umudunu kesen kadınların gidip de dönmeyenler için yaktığı ağıtlarmış.
Ayrılık deyince fado'dan daha juste bir tını olabilir mi?
Pazar, Mayıs 17
No need to argue
There's no need to argue anymore
I gave all I could
But it left me so sore
And the thing that makes me mad
Is the one thing that I had
I knew, I knew, I'd lose you
You'll always be special to me
And I remember all the
Things we once shared
Watching tv movies on
The living room armchair
But they say it will work out fine
Was it all a waste of time
Cause I knew, I knew, I'd lose you
You'll always be special to me
Will I forget in time
You said I was on your mind
There's no need to argue
No need to argue anymore
There's no need to argue anymore
Salı, Mayıs 5
Tell me why I don't like Mondays!
Şarkı Pazartesilerle ilgili ama nedense benim sorunum daha çok Pazar günüyle. Çocukluktan, okul günlerinden kalma bir şey midir bilmem Pazar günleri hep bir sıkıntı çöker.
Cuma süperdir, insan aşık olur. Cumartesi bütünüyle özgürlüktür, her şey olunur. Ama Pazar, tam bir son. Uçağa binmeden önceki son anlar gibi, tatilin son günü denizle bir sonraki yaza kadar vedalaşmak gibi, bütün bir sene açılmayı beceremediğin platonik aşkına okulun son günü seneye görüşürüz demenin iç sıkıntısı gibi...
Post-separation da bazen uzun bir Pazar gibi geliyor. Ne kadar gazete okusan, ne kadar çay demlesen bitmiyor. İnsan neredeyse hadi yatsam kalksam, Pazartesi olsa, ve hatta işe gitsem ve ataletten kurtulsam diyor.
Perşembe, Nisan 23
Unut
[Herhalde ilkokulun son senesiydi bu albüm çıktığında. içinde bizim için bir sürü damar şarkı vardı. Ama Unut apayrı... Hiç unutmam okul müsameresi gibi bir ortamda bu şarkıyı söyleme durumu hasıl olmuştu da sevişmelerimiz kısmını güzel sözlerimiz yapmıştık :)]
kolay olmayacak/ elbet üzüleceğiz/ mutlaka bir iz bırakacak/ belki de çocuk gibi sana küseceğim/ seneler sonra utanarak
dokunup birer birer sevdiğin eşyalara/ hatta belki ağlayacağım/ acı çektiğim doğru ama sen bana bakma/ ne olursa olsun seni unutacağım
seni sevdiğimi unut/ sevişmelerimiz yalan/ unut beni de her yalan gibi unut/ o sevgiler ki yoktular onlar ümitlerimizdi/ ne ümitler yaşlandı gel zaman git zaman/ ayrıldığımızı unut yalnızlıklar zaten yalan/ unut beni de her yalan gibi unut
kolay olmayacak elbet üzüleceğiz
Salı, Nisan 21
Sevdim desem
[Duman yine bir ayrılık şarkısı yapmış. Öncekine nazaran daha "hafif" bir duygusu var ama yine de bu sayfada olmayı hak ediyor...]
sevdim desem/ derken delirsem/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam
öldüm desem/ derken dirilsem/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam
bekler benimle/ bir ömür geçer/ seni kandırdım/ kandırmasam
ellerinde/ ellerimde/ ayrılmak elinde
aşkım desem/ derken sıkılsam/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam
soğudum desem/ derken ısınsam/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam
bekler benimle/ bir ömür geçer/ seni kandırdım/ kandırmasam
ellerinde/ ellerimde/ ayrılmak elinde
Cuma, Nisan 17
The Origin of Love
[John Cameron Mitchell'in “aşkın kökeni ayrılıktır” diyen süper şarkısı, Hedwig and the Angry Inch'i izlediğimden beri kulaklarımda...]
When the earth was still flat,/ And the clouds made of fire,/ And mountains stretched up to the sky,/ Sometimes higher,/ Folks roamed the earth/ Like big rolling kegs./ They had two sets of arms./ They had two sets of legs./ They had two faces peering/ Out of one giant head/ So they could watch all around them/ As they talked; while they read./ And they never knew nothing of love./ It was before the origin of love.
The origin of love
And there were three sexes then,/ One that looked like two men/ Glued up back to back,/ Called the children of the sun./ And similar in shape and girth/ Were the children of the earth./ They looked like two girls/ Rolled up in one./ And the children of the moon/ Were like a fork shoved on a spoon./ They were part sun, part earth/ Part daughter, part son.
The origin of love
Now the gods grew quite scared/ Of our strength and defiance/ And Thor said,/ "I'm gonna kill them all/ With my hammer,/ Like I killed the giants."/ And Zeus said, "No,/ You better let me/ Use my lightening, like scissors,/ Like I cut the legs off the whales/ And dinosaurs into lizards."/ Then he grabbed up some bolts/ And he let out a laugh,/ Said, "I'll split them right down the middle./ Gonna cut them right up in half."/ And then storm clouds gathered above/ Into great balls of fire
And then fire shot down/ From the sky in bolts/ Like shining blades/ Of a knife./ And it ripped/ Right through the flesh/ Of the children of the sun/ And the moon/ And the earth./ And some Indian god/ Sewed the wound up into a hole,/ Pulled it round to our belly/ To remind us of the price we pay./ And Osiris and the gods of the Nile/ Gathered up a big storm/ To blow a hurricane,/ To scatter us away,/ In a flood of wind and rain,/ And a sea of tidal waves,/ To wash us all away,/ And if we don't behave/ They'll cut us down again/ And we'll be hopping round on one foot/ And looking through one eye.
Last time I saw you/ We had just split in two./ You were looking at me./ I was looking at you./ You had a way so familiar,/ But I could not recognize,/ Cause you had blood on your face;/ I had blood in my eyes./ But I could swear by your expression/ That the pain down in your soul/ Was the same as the one down in mine./ That's the pain,/ Cuts a straight line/ Down through the heart;/ We called it love./ So we wrapped our arms around each other,/ Trying to shove ourselves back together./ We were making love,/ Making love./ It was a cold dark evening,/ Such a long time ago,/ When by the mighty hand of Jove,/ It was the sad story/ How we became/ Lonely two-legged creatures,/ It's the story of/ The origin of love./ That's the origin of love.
Çarşamba, Nisan 8
Ayrılanlar İçin
[Çok klasik belki ama insanın kulaklarında Timur Selçuk'un sesi çınlarken de etkilenmemek mümkün değil...]
Yollarımız burada ayrılıyor
Artık birbirimize iki yabancıyız
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet her şeyi unutmalıyız
Her kederin tesellisi bulunur, üzülme
İnsan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
Sen de unutursun bir gün gelir
Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine
Unutursun o günlerimizi, gecelerimizi
O günlerce gecelerce sevişmelerimizi
Her şeyi evet her şeyi unutabilirsin
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır
Ümit Yaşar Oğuzcan
Salı, Nisan 7
Kimse kolay olacak demedi ki...
[Ayrı olmak zor, çok zor, süper zor geldikçe insan geriye dönmek ister. Mutlu günlere. Barışmak acıyı dindirecek gibi gelir. Bu şarkı o zorlanmayı ve başa sarmayı arzulamayı süper anlatıyor.]
Come up to meet you, tell you I'm sorry/ You don't know how lovely you are/ I had to find you, tell you I need you/ Tell you I set you apart
Tell me your secrets, and ask me your questions/ Oh let's go back to the start/ Running in circles, coming up tails/ Heads on a silence apart
Nobody said it was easy/ Oh it's such a shame for us to part/ Nobody said it was easy/ No one ever said that it would be this hard/ Oh take me back to the start
I was just guessing at numbers and figures/ Pulling your puzzles apart/ Questions of science, science and progress/ Do not speak as loud as my heart
Tell me you love me, come back and haunt me/ Oh and I rush to the start/ Running in circles, chasing our tails/ Coming back as we are
Nobody said it was easy/ Oh its such a shame for us to part/ Nobody said it was easy/ No one ever said it would be so hard/ I'm going back to the start
Pazartesi, Nisan 6
Olmasa Mektubun...
İnsan en unuttum, ilerliyorum, geçicek tesellileriyle toparladığını düşünürken, bir anda her şeyi alt üst eden bir şey de zamanında hissedilen, yaşanan aşka dair geride kalmış kanıtlar. Gözlerin ışıl ışıl parladığı fotoğraflar, sağda solda küçük notlar, uzaklardan yollanmış kartlar...
Hele de mektuplar. İnsan okudukça öyle bir paradise lost hissiyle boğuluyor ki bütün sükuneti, temkinliliği, aklı başındalığı tepesinden aşağı boşalıveriyor. Ne kadar güzel şeyler söylemiş, ne çok sevmiş, ne kadar sıcak, canlı bir şey varmış ortada... Peki nasıl becermişiz cennetten kovulmayı?
Garip bir suçluluk duygusu çöküyor insanın üstüne: büyük bir suç, günah işlemiş; sanki birini, çok sevdiği birini öldürmüş gibi... Yakmak demiyorum ama okumamak lazım eski mektupları.
Cuma, Nisan 3
Ayrılmam
[Bu şarkının bendeki anısı ne komiktir. 14 yaşındayım, 18 yaşında ve üniversitede okuyan biriyla çıkmaya başlamışım. Annemler deli olmuş ve hemen ayrılıcaksın diye evde olay çıkmış. Ben de teybe kasedi koymuşum ve ayrılmaaaam diye bağırıyorum! :)]
Sona ermekte gün yine seninle/Akşamlar böyledir hep sessiz/
Eşyalar başka yerde ben bir yerde/Gölgen dolaşır gibi sanki peşimde
Işıkları yakın nedir bu his
Yokluğunda sen ne varsa sen bu evde
Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle/
Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle
Hava ağır sıkıntıda sokaklar/Sensin kaldırımlardaki bu iz/
Alışmaya çalıştıkça öfke gibi/Hasret büyüyor göğsümde sinsi sessiz
Işıkları yakın nedir bu his
Yokluğunda sen ne varsa sen bu evde
Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle/
Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle
Perşembe, Nisan 2
My Suicidal Dream...
İntihara meyilli olmak ya da olmamak muhakkak çok kişisel bir şeydir. Birilerinin içinde vardır, birilerinin yoktur. Zaten bu yüzden de herhangi bir intiharı anlamak, anlamlandırmak iç dinamikleri asla bilemediğimiz için neredeyse imkansızdır.
Ayrılık meselesi ve o dönemde konuştuğumuz hayata, işe güce dair başka bir sürü şey bizi hep bu intihar tartışmasına getiriyordu. İkimiz de birey olarak bunu kendimizde hissetmiyoruz ama söz konusu hayatımız, ilişkimiz olduğunda kendimizi çatıdan aşağı bırakmak noktasındayız. Neden geri çekilmiyoruz, neden arkamızı dönüp uçurumun kenarından uzaklaşmıyoruz? Bizi bu kadar pes ettiren ne var ki aslında?
O zaman R.'yle konuştuğumuzda, tamamen başka bir bağlamda insanın fiziksel olmasa da metaforik açıdan ne kadar intihar sınırında yaşamaya meyilli olduğundan söz etmişti. Hayatımızı kolay kolay kendi elimizle sona erdiremiyoruz belki ama bir sürü başka konuda kendimizi boşluğa bırakıveriyoruz...
Salı, Mart 31
Dargın Değilim
Üzgünüm bitenler için
Sadece çok üzgünüm dargın değilim
N’olur sen de beni affet
Kahır değil bu kıyamet
Cezamızı çekiyor gibiyiz
Belki de nihayet
Bir gün çalınırsa kapımız
Tekrar anılırsa adımız
O zaman sarılır kanayan yaramız
Günahlar günahlar günahlar
Gün gelir zaman bizi aklar
Yıkanır ihanetler
Yıkanır ahlar
Cuma, Mart 27
Umudumuz Bahar :)
Daha önce de söyledim, etrafımdaki bir sürü kişinin ilişkisi aynı zamanlarda bitti. Genellikle Şubat-Mart gibi. Hem onlarla hem başkalarıyla daha henüz özgürleşemediğimiz için (bkz. Hep kaynayan kazanlar) bu konuları konuşup duruyoruz.
Mutlu mutsuz bir sürü insanın birbirini cesaretlendirmek için söyleyip durduğu, "neyse neyse önümüz Bahar!" Sanki hepimiz güneş yükselecek, tatlı bir meltem esecek, Boğaz ışıltıları bizi gülümsetecek, püfür püfür kıyafetlerimiz uçuşacak, her şey daha güzel görünecek diye umutla bekliyoruz. ("Bu kışta efkârlıyım, bahara allah kerim" durumları...). Bahar ve umut zaten hep yanyana giden şeyler, hele bu yağmurlu İstanbul kışından sonra insan başka bir şey hayal edemez hale geliyor.
O zaman iyi tarafından bakmaya çalışalım: iyi ki ayrılmak için gecikmemişiz, şemsiyelerin vuruştuğu yağmurlu sonbahar günlerinde hiç çekilmezdi canım ! :)
Hep Yek
Gün benim günüm hiç bi engelim yok/ Bu kez önümde/ Az düşünmedim çok üzülmedim/ Yaş da yok gözümde
Ayrılık ya bu zor biraz/ Ama geçer günün birinde/ Sensiz olmaya razıyım/ Bırak bitsin bittiyse kalamam seninle/ Karar verdim gitmeye
Bundan böyle hep yek hep tek başıma/ Dere tepe dümdüz kendi yoluma
Yalnız kaldım sanma koca dünya yanımda/ Bundan böyle aşkım mevlamdır/ Kanmam yalana/ Dizginsiz aklım belalımdır almam yanıma
Gün gelir geçer ay biraz durur/ Yılların cebinde/ Az direnmedim çok gücenmedim/ Hırs da yok içimde
Hürriyet ya bu zor biraz ama güzel/ Yeri gelince/ Yardan olmaya razıyım/ Bırak bitsin bittiyse/ Durmam yerimde/ Karar verdim gitmeye
Perşembe, Mart 26
Belki Alışman Lazım
[2002'de çıkmıştı bu şarkı. Yalnızlığımızdan yeni çıktığımız bir anda çok anlamlıydı, şimdi belki daha fazla...]
Orada bir adam var/Adamın içi dapdar/Beyni başı patlar/Kendinden geçer
Onu bunu bilmez/Bildiğini görmez/Görmeden inanmaz/Kendinden geçer/ Yeter yeter
Yalnız mı kaldın/Bir tek sen mi varsın/Yalnız mı kaldın
Belki alışman lazım/Bu yalnızlığa/Belki katlanman lazım
Orada bir kadın var/Kadının içi dapdar/Beyni başı patlar/Kendinden geçer
Onu bunu bilmez/Bildiğini görmez/Görmeden inanmaz/Kendinden geçer
Yeter yeter
Pazartesi, Mart 23
je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours
je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours
parfois j'aimerais mourir tellement j'ai voulu croire
parfois j'aimerais mourir pour ne plus rien avoir
parfois j'aimerais mourir pour plus jamais te voir
je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours
je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours
parfois j'aimerais mourir tellement y a plus d'espoir
parfois j'aimerais mourir pour plus jamais te revoir
parfois j'aimerais mourir pour ne plus rien savoir
Perşembe, Mart 19
Seviyorum Sevmiyorum
[nil karaibrahimgil, seviyorum sevmiyorum. www.nilkaraibrahimgil.com
U'dan bana geldi bu şarkı. Kendisinden alıntılıyorum: "Evet, bu sefer olmuş Nil!!! İlk defa olmuş, alkış!!! Bi de rakı içtik mi bunun üstüne şık bi kapanış olur."]
Seviyorum sevmiyorum /Kaç yaprak var bilmiyorum /Ben seni kopardım attım /Kendimi toparlıyorum
Var mı şimdi başka biri? /Onu bana benzettin mi?/Ne yaparsan o ben olmaz /Parçaları sana uymaz
Kendimi bunun için mi yorucam ben /Kalbimi bunun için mi kırıcam ben
Yok ki senin bir yedeğin/Kötü kedi Şerafettin! /Söyle nasıl kıydın bana? /Hem canındım, hem ciğerin
Kendimi bulamıyorum /Geri alamıyorum /Ben her gece rüyalarda /Hep sana hak veriyorum
Kendimi bunun için mi yorucam ben /Kalbimi bunun için mi kırıcam ben
Yok ki senin bir yedeğin…