şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 6

O beni anladı...

Ayrılmayı zorlaştıran en temel sebeplerden biri sizi tanıdığını, gerçekten iyi anladığını hissettiğiniz birisini yitirmek galiba. Çünkü, anlaşılmak hep arzuladığımız bir şey olsa da kendimizi anlatmayı genellikle beceremiyoruz ya da iyi ihtimalle kilitleri açmak çok uzun zaman alıyor. Bir anlığına bile olsa "beni anladı" hissine kapılınca da insanın içinden gerçekten Duman'ın şarkısındaki gibi gürül gürül bağırmak geliyo...
Hiç öyle kendimi kapalı kutu filan gibi görmesem de aklıma takılmıyo değil: Beni gerçekten tanıyan kaç kişi var ki şu hayatta? Ve bunlardan vazgeçmek yeri doldurulamazlıkları ölçüsünde zor değil mi?
Ayrılırken en azından kafayı rahatlatmak için iki kaçış yolu var sanki. Ya artık beni hiç anlamıyo diye suçu karşı tarafa atacaksınız ya da değiştim ben sevgilim deyip sorumluluğu üstleneceksiniz. Sizin durumunuzu ikisi de kurtarmıyorsa derhal "kendinizi iyi anlama ve anlatma" seanslarına başlamakta fayda var...

Pazartesi, Haziran 22

Protège-Moi

Bir kış gecesi biri henüz, biri bir zaman önce sevgilisinden ayrılmış K. ve R.'yle yürürken, R. sanırım biraz da içkinin etkisiyle ilişkileri koruyacak üst mercilere ihtiyaç olduğunu savunmaya başladı. "Evlilik mecburi olmalı, işin içine aileler, devlet, kurumlar vs. girmeli, terk edip gitmek o kadar kolay olmamalı," dedi. Ben bunun çok komik bir fikir olduğunu düşündüğüm için kahkahalara boğuldum ama R. ısrarında devam etti: "herkes bi bahaneyle sevgilisinden ayrılıp duruyor, peki ayrılmak istemeyen tarafı kim koruyacak?"
N. de şimdiye kadar onlarca defa ayrılıp barışan arkadaşlarımız M. ve R. hakkında, aslında bunları evlendirmek lazım, o zaman zırt pırt ayrılamazlar, daha itidalli davranırlar demişti. Yani görünüşe göre bir sürü insan bana salt zırva görünen safety net'lerin işlevselliğine inanıyor.
Peki ama ilişkinin selameti için dışsal faktörlere güvenmek, bel bağlamak ve üstüne üstlük bunun böyle olduğunun bal gibi farkında olmak her şeyin zaten çoktan bittiğini itiraf etmek değil mi?

Perşembe, Mayıs 28

Not the Same Dreams Anymore


[Tesadüfen radyoda karşılaştığım bu şarkı inanılmaz bir birlikte yaşamak aşkı öldürüyor özeti. Dili biraz gaddarca ama dokunduğu noktalar da insanı düşündürmüyor değil. Zaten neredeyse hiçbir zaman karısıyla aynı evde yaşamayan Çehov da gözden ırak olmayı yüceltmemiş miydi? : "...she must live in Moscow while I live in the country, and I will come and see her… a wife who, like the moon, won't appear in my sky every day."]
Our honeymoon is over/ And the best days of our love/ Are dead and gone/ Instead of growing closer/ This time goes on and on/ We're getting miles apart/Though you're beside me as before/And when we kiss goodnight I find...

...That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore/ That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore

We're using the same bathroom/ Where your personal things/ Are lying close to mine/ And I know that our clothes/ Are drying on the same line/ When friends come to call/ They read our names on the door/ If they could read our minds, they'd find...

...That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore/ That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dream(s)/ Anymore

(We're) talking about problems/ But we keep our feelings deep inside/ We never say a tender word/ We couldn't even if we tried/ It's hard to realize you're the girl/ I've been waiting for'/ Cause when we kiss goodnight I find...
...That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore/ That since we're sharing the same bed/ We're not sharing the same dreams/ Anymore

Salı, Mayıs 19

Fado

Herhalde fado'yla gerçek anlamda Centre Pompidou'nun oradaki ucuz cd'cilerden aldığımız Amália Rodrigues albümleriyle tanıştım. Sözlerinden hiçbir şey anlamadığım keder yüklü şarkıları uzun süre evire çevire dinledim. Sonra Saura'nın Fados'unu izleyince daha geniş bir anlam dünyası oluştu. Ardından Lizbon'a da gidince müzik, dil, duygu iyice ete kemiğe büründü.
Fado'nun tam çevirisi yoksa da kader gibi bir anlamı varmış ve bu şarkılar genellikle ayrı düşülen birine duyulan hiç bitmeyecek can yakıcı özlemi anlatırmış. Nostalji, hasret, kayıp, hepsi bir arada. Bir teoriye göre bunlar, denize açılan sevgililerinin yolunu gözleyen ve bir müddet sonra umudunu kesen kadınların gidip de dönmeyenler için yaktığı ağıtlarmış.
Ayrılık deyince fado'dan daha juste bir tını olabilir mi?

Pazar, Mayıs 17

No need to argue

[90'ların sonunda kardeşle deli gibi dinlediğimiz, her şarkısını ezbere bildiğimiz albüme adını veren parça. Hüznü de kaybı da artık konuşacak pek bir şey kalmadığını da çok güzel özetlemiyor mu?]

There's no need to argue anymore
I gave all I could
But it left me so sore
And the thing that makes me mad
Is the one thing that I had

I knew, I knew, I'd lose you
You'll always be special to me

And I remember all the
Things we once shared
Watching tv movies on
The living room armchair

But they say it will work out fine
Was it all a waste of time
Cause I knew, I knew, I'd lose you

You'll always be special to me

Will I forget in time
You said I was on your mind
There's no need to argue
No need to argue anymore
There's no need to argue anymore

Salı, Mayıs 5

Tell me why I don't like Mondays!


Şarkı Pazartesilerle ilgili ama nedense benim sorunum daha çok Pazar günüyle. Çocukluktan, okul günlerinden kalma bir şey midir bilmem Pazar günleri hep bir sıkıntı çöker.
Cuma süperdir, insan aşık olur. Cumartesi bütünüyle özgürlüktür, her şey olunur. Ama Pazar, tam bir son. Uçağa binmeden önceki son anlar gibi, tatilin son günü denizle bir sonraki yaza kadar vedalaşmak gibi, bütün bir sene açılmayı beceremediğin platonik aşkına okulun son günü seneye görüşürüz demenin iç sıkıntısı gibi...
Post-separation da bazen uzun bir Pazar gibi geliyor. Ne kadar gazete okusan, ne kadar çay demlesen bitmiyor. İnsan neredeyse hadi yatsam kalksam, Pazartesi olsa, ve hatta işe gitsem ve ataletten kurtulsam diyor.

Perşembe, Nisan 23

Unut

[Herhalde ilkokulun son senesiydi bu albüm çıktığında. içinde bizim için bir sürü damar şarkı vardı. Ama Unut apayrı... Hiç unutmam okul müsameresi gibi bir ortamda bu şarkıyı söyleme durumu hasıl olmuştu da sevişmelerimiz kısmını güzel sözlerimiz yapmıştık :)]

kolay olmayacak/ elbet üzüleceğiz/ mutlaka bir iz bırakacak/ belki de çocuk gibi sana küseceğim/ seneler sonra utanarak

dokunup birer birer sevdiğin eşyalara/ hatta belki ağlayacağım/ acı çektiğim doğru ama sen bana bakma/ ne olursa olsun seni unutacağım

seni sevdiğimi unut/ sevişmelerimiz yalan/ unut beni de her yalan gibi unut/ o sevgiler ki yoktular onlar ümitlerimizdi/ ne ümitler yaşlandı gel zaman git zaman/ ayrıldığımızı unut yalnızlıklar zaten yalan/ unut beni de her yalan gibi unut

kolay olmayacak elbet üzüleceğiz

Salı, Nisan 21

Sevdim desem


[Duman yine bir ayrılık şarkısı yapmış. Öncekine nazaran daha "hafif" bir duygusu var ama yine de bu sayfada olmayı hak ediyor...]

sevdim desem/ derken delirsem/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam

öldüm desem/ derken dirilsem/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam

bekler benimle/ bir ömür geçer/ seni kandırdım/ kandırmasam

ellerinde/ ellerimde/ ayrılmak elinde

aşkım desem/ derken sıkılsam/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam

soğudum desem/ derken ısınsam/ sevgilimden ayrıldım/ ayrıldım/ aldırmasam

bekler benimle/ bir ömür geçer/ seni kandırdım/ kandırmasam

ellerinde/ ellerimde/ ayrılmak elinde


Cuma, Nisan 17

The Origin of Love

[John Cameron Mitchell'in “aşkın kökeni ayrılıktır” diyen süper şarkısı, Hedwig and the Angry Inch'i izlediğimden beri kulaklarımda...]

When the earth was still flat,/ And the clouds made of fire,/ And mountains stretched up to the sky,/ Sometimes higher,/ Folks roamed the earth/ Like big rolling kegs./ They had two sets of arms./ They had two sets of legs./ They had two faces peering/ Out of one giant head/ So they could watch all around them/ As they talked; while they read./ And they never knew nothing of love./ It was before the origin of love.

The origin of love

And there were three sexes then,/ One that looked like two men/ Glued up back to back,/ Called the children of the sun./ And similar in shape and girth/ Were the children of the earth./ They looked like two girls/ Rolled up in one./ And the children of the moon/ Were like a fork shoved on a spoon./ They were part sun, part earth/ Part daughter, part son.

The origin of love

Now the gods grew quite scared/ Of our strength and defiance/ And Thor said,/ "I'm gonna kill them all/ With my hammer,/ Like I killed the giants."/ And Zeus said, "No,/ You better let me/ Use my lightening, like scissors,/ Like I cut the legs off the whales/ And dinosaurs into lizards."/ Then he grabbed up some bolts/ And he let out a laugh,/ Said, "I'll split them right down the middle./ Gonna cut them right up in half."/ And then storm clouds gathered above/ Into great balls of fire

And then fire shot down/ From the sky in bolts/ Like shining blades/ Of a knife./ And it ripped/ Right through the flesh/ Of the children of the sun/ And the moon/ And the earth./ And some Indian god/ Sewed the wound up into a hole,/ Pulled it round to our belly/ To remind us of the price we pay./ And Osiris and the gods of the Nile/ Gathered up a big storm/ To blow a hurricane,/ To scatter us away,/ In a flood of wind and rain,/ And a sea of tidal waves,/ To wash us all away,/ And if we don't behave/ They'll cut us down again/ And we'll be hopping round on one foot/ And looking through one eye.

Last time I saw you/ We had just split in two./ You were looking at me./ I was looking at you./ You had a way so familiar,/ But I could not recognize,/ Cause you had blood on your face;/ I had blood in my eyes./ But I could swear by your expression/ That the pain down in your soul/ Was the same as the one down in mine./ That's the pain,/ Cuts a straight line/ Down through the heart;/ We called it love./ So we wrapped our arms around each other,/ Trying to shove ourselves back together./ We were making love,/ Making love./ It was a cold dark evening,/ Such a long time ago,/ When by the mighty hand of Jove,/ It was the sad story/ How we became/ Lonely two-legged creatures,/ It's the story of/ The origin of love./ That's the origin of love.

Çarşamba, Nisan 8

Ayrılanlar İçin


[Çok klasik belki ama insanın kulaklarında Timur Selçuk'un sesi çınlarken de etkilenmemek mümkün değil...]

Yollarımız burada ayrılıyor
Artık birbirimize iki yabancıyız
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet her şeyi unutmalıyız

Her kederin tesellisi bulunur, üzülme
İnsan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
Sen de unutursun bir gün gelir

Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine
Unutursun o günlerimizi, gecelerimizi
O günlerce gecelerce sevişmelerimizi

Her şeyi evet her şeyi unutabilirsin
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır

Ümit Yaşar Oğuzcan

Salı, Nisan 7

Kimse kolay olacak demedi ki...


[Ayrı olmak zor, çok zor, süper zor geldikçe insan geriye dönmek ister. Mutlu günlere. Barışmak acıyı dindirecek gibi gelir. Bu şarkı o zorlanmayı ve başa sarmayı arzulamayı süper anlatıyor.]

Come up to meet you, tell you I'm sorry/ You don't know how lovely you are/ I had to find you, tell you I need you/ Tell you I set you apart

Tell me your secrets, and ask me your questions/ Oh let's go back to the start/ Running in circles, coming up tails/ Heads on a silence apart

Nobody said it was easy/ Oh it's such a shame for us to part/ Nobody said it was easy/ No one ever said that it would be this hard/ Oh take me back to the start

I was just guessing at numbers and figures/ Pulling your puzzles apart/ Questions of science, science and progress/ Do not speak as loud as my heart

Tell me you love me, come back and haunt me/ Oh and I rush to the start/ Running in circles, chasing our tails/ Coming back as we are

Nobody said it was easy/ Oh its such a shame for us to part/ Nobody said it was easy/ No one ever said it would be so hard/ I'm going back to the start


Pazartesi, Nisan 6

Olmasa Mektubun...


İnsan en unuttum, ilerliyorum, geçicek tesellileriyle toparladığını düşünürken, bir anda her şeyi alt üst eden bir şey de zamanında hissedilen, yaşanan aşka dair geride kalmış kanıtlar. Gözlerin ışıl ışıl parladığı fotoğraflar, sağda solda küçük notlar, uzaklardan yollanmış kartlar...
Hele de mektuplar. İnsan okudukça öyle bir paradise lost hissiyle boğuluyor ki bütün sükuneti, temkinliliği, aklı başındalığı tepesinden aşağı boşalıveriyor. Ne kadar güzel şeyler söylemiş, ne çok sevmiş, ne kadar sıcak, canlı bir şey varmış ortada... Peki nasıl becermişiz cennetten kovulmayı?
Garip bir suçluluk duygusu çöküyor insanın üstüne: büyük bir suç, günah işlemiş; sanki birini, çok sevdiği birini öldürmüş gibi... Yakmak demiyorum ama okumamak lazım eski mektupları.

Cuma, Nisan 3

Ayrılmam



[Bu şarkının bendeki anısı ne komiktir. 14 yaşındayım, 18 yaşında ve üniversitede okuyan biriyla çıkmaya başlamışım. Annemler deli olmuş ve hemen ayrılıcaksın diye evde olay çıkmış. Ben de teybe kasedi koymuşum ve ayrılmaaaam diye bağırıyorum! :)]




Sona ermekte gün yine seninle/Akşamlar böyledir hep sessiz/
Eşyalar başka yerde ben bir yerde/Gölgen dolaşır gibi sanki peşimde

Işıkları yakın nedir bu his
Yokluğunda sen ne varsa sen bu evde

Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle/
Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle

Hava ağır sıkıntıda sokaklar/Sensin kaldırımlardaki bu iz/
Alışmaya çalıştıkça öfke gibi/Hasret büyüyor göğsümde sinsi sessiz

Işıkları yakın nedir bu his
Yokluğunda sen ne varsa sen bu evde

Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle/
Ayrılmam sarılırım hayallere/Ayrılmam sevişirim özleminle

Perşembe, Nisan 2

My Suicidal Dream...


İntihara meyilli olmak ya da olmamak muhakkak çok kişisel bir şeydir. Birilerinin içinde vardır, birilerinin yoktur. Zaten bu yüzden de herhangi bir intiharı anlamak, anlamlandırmak iç dinamikleri asla bilemediğimiz için neredeyse imkansızdır.
Ayrılık meselesi ve o dönemde konuştuğumuz hayata, işe güce dair başka bir sürü şey bizi hep bu intihar tartışmasına getiriyordu. İkimiz de birey olarak bunu kendimizde hissetmiyoruz ama söz konusu hayatımız, ilişkimiz olduğunda kendimizi çatıdan aşağı bırakmak noktasındayız. Neden geri çekilmiyoruz, neden arkamızı dönüp uçurumun kenarından uzaklaşmıyoruz? Bizi bu kadar pes ettiren ne var ki aslında?
O zaman R.'yle konuştuğumuzda, tamamen başka bir bağlamda insanın fiziksel olmasa da metaforik açıdan ne kadar intihar sınırında yaşamaya meyilli olduğundan söz etmişti. Hayatımızı kolay kolay kendi elimizle sona erdiremiyoruz belki ama bir sürü başka konuda kendimizi boşluğa bırakıveriyoruz...

Salı, Mart 31

Dargın Değilim

[Katie M. Berggren, 2008]
Üzgünüm gidenler için
Üzgünüm bitenler için
Sadece çok üzgünüm dargın değilim

N’olur sen de beni affet
Kahır değil bu kıyamet
Cezamızı çekiyor gibiyiz
Belki de nihayet
Bir gün çalınırsa kapımız
Tekrar anılırsa adımız
O zaman sarılır kanayan yaramız

Günahlar günahlar günahlar
Gün gelir zaman bizi aklar
Yıkanır ihanetler
Yıkanır ahlar

Cuma, Mart 27

Umudumuz Bahar :)


Daha önce de söyledim, etrafımdaki bir sürü kişinin ilişkisi aynı zamanlarda bitti. Genellikle Şubat-Mart gibi. Hem onlarla hem başkalarıyla daha henüz özgürleşemediğimiz için (bkz. Hep kaynayan kazanlar) bu konuları konuşup duruyoruz.
Mutlu mutsuz bir sürü insanın birbirini cesaretlendirmek için söyleyip durduğu, "neyse neyse önümüz Bahar!" Sanki hepimiz güneş yükselecek, tatlı bir meltem esecek, Boğaz ışıltıları bizi gülümsetecek, püfür püfür kıyafetlerimiz uçuşacak, her şey daha güzel görünecek diye umutla bekliyoruz. ("Bu kışta efkârlıyım, bahara allah kerim" durumları...). Bahar ve umut zaten hep yanyana giden şeyler, hele bu yağmurlu İstanbul kışından sonra insan başka bir şey hayal edemez hale geliyor.
O zaman iyi tarafından bakmaya çalışalım: iyi ki ayrılmak için gecikmemişiz, şemsiyelerin vuruştuğu yağmurlu sonbahar günlerinde hiç çekilmezdi canım ! :)

Hep Yek


Gün benim günüm hiç bi engelim yok/ Bu kez önümde/ Az düşünmedim çok üzülmedim/ Yaş da yok gözümde

Ayrılık ya bu zor biraz/ Ama geçer günün birinde/ Sensiz olmaya razıyım/ Bırak bitsin bittiyse kalamam seninle/ Karar verdim gitmeye

Bundan böyle hep yek hep tek başıma/ Dere tepe dümdüz kendi yoluma

Yalnız kaldım sanma koca dünya yanımda/ Bundan böyle aşkım mevlamdır/ Kanmam yalana/ Dizginsiz aklım belalımdır almam yanıma

Gün gelir geçer ay biraz durur/ Yılların cebinde/ Az direnmedim çok gücenmedim/ Hırs da yok içimde

Hürriyet ya bu zor biraz ama güzel/ Yeri gelince/ Yardan olmaya razıyım/ Bırak bitsin bittiyse/ Durmam yerimde/ Karar verdim gitmeye


Perşembe, Mart 26

Belki Alışman Lazım


[2002'de çıkmıştı bu şarkı. Yalnızlığımızdan yeni çıktığımız bir anda çok anlamlıydı, şimdi belki daha fazla...]

Orada bir adam var/Adamın içi dapdar/Beyni başı patlar/Kendinden geçer

Onu bunu bilmez/Bildiğini görmez/Görmeden inanmaz/Kendinden geçer/ Yeter yeter

Yalnız mı kaldın/Bir tek sen mi varsın/Yalnız mı kaldın

Belki alışman lazım/Bu yalnızlığa/Belki katlanman lazım

Orada bir kadın var/Kadının içi dapdar/Beyni başı patlar/Kendinden geçer

Onu bunu bilmez/Bildiğini görmez/Görmeden inanmaz/Kendinden geçer

Yeter yeter

Pazartesi, Mart 23

je ne t'aime plus mon amour


je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours
je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours

parfois j'aimerais mourir tellement j'ai voulu croire
parfois j'aimerais mourir pour ne plus rien avoir
parfois j'aimerais mourir pour plus jamais te voir

je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours
je ne t'aime plus mon amour
je ne t'aime plus tous les jours

parfois j'aimerais mourir tellement y a plus d'espoir
parfois j'aimerais mourir pour plus jamais te revoir
parfois j'aimerais mourir pour ne plus rien savoir



Perşembe, Mart 19

Seviyorum Sevmiyorum


[nil karaibrahimgil, seviyorum sevmiyorum. www.nilkaraibrahimgil.com
U'dan bana geldi bu şarkı. Kendisinden alıntılıyorum: "Evet, bu sefer olmuş Nil!!! İlk defa olmuş, alkış!!! Bi de rakı içtik mi bunun üstüne şık bi kapanış olur."]

Seviyorum sevmiyorum /Kaç yaprak var bilmiyorum /Ben seni kopardım attım /Kendimi toparlıyorum

Var mı şimdi başka biri? /Onu bana benzettin mi?/Ne yaparsan o ben olmaz /Parçaları sana uymaz

Kendimi bunun için mi yorucam ben /Kalbimi bunun için mi kırıcam ben

Yok ki senin bir yedeğin/Kötü kedi Şerafettin! /Söyle nasıl kıydın bana? /Hem canındım, hem ciğerin

Kendimi bulamıyorum /Geri alamıyorum /Ben her gece rüyalarda /Hep sana hak veriyorum

Kendimi bunun için mi yorucam ben /Kalbimi bunun için mi kırıcam ben

Yok ki senin bir yedeğin…