kaos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Nisan 9

Toprak Kayması, Yer Sarsıntısı, Zelzele...


İnsan bir şeyleri yaşarken kendisini ve hislerini çok sağlıklı tahlil edemiyor (bu biraz da iyi bir şey aslında). Bir şekilde önhazırlıksız, provasız içinden geçiyor gidiyor hayatın. Sonra dönüp bakınca (belki bir hafta belki yıllar sonra) her şey başka türlü görünebiliyor.
Biz mesela ilk ayrılık lafı konuşulduğunda çok sakin ve cool takıldık. Ha, öyle tabii, çok haklısın, peki ayrılalım. Ortada bir şok olduğu çok belliydi ama insanın algılaması ve teslim etmesi zaman alıyor: silahlar patlıyor belki ama uçlarına susturucu takılmış ya da kulaklarımızda tıkaç var...
Sonra sonra yapılanları, hissedilenleri düşününce bu sükunet o kadar yalan geliyor ki. Aslında resmen ayaklarımızın altındaki toprak kaymış, deprem olmuş, kıç üstü oturmuşuz. Bildiğimiz dünyanın sonu! Yaşadığımız tam da bu.
Yine de enkazdan sağlam çıktık işte! Üstelik dışarısı hem sıcacık hem aydınlık...

Pazar, Nisan 5

Tyranny of a fixed milieu...


"The truth is, we don't want things at all," he replied. "The thought of a house and furniture of my own is hateful to me."
This startled her for a moment. Then she replied:
"So it is to me. But one must live somewhere."
"Not somewhere--anywhere," he said. "One should just live anywhere--not have a definite place. As soon as you get a room, and it is complete, you want to run from it. Now my rooms at the Mill are quite complete, I want them at the bottom of the sea. It is a horrible tyranny of a fixed milieu, where each piece of furniture is a commandment-stone."

Perşembe, Nisan 2

First there was chaos...

[Sam Javanrouh]

İnsanı hayatta yıkıcılığa götüren biraz da hiç vazgeçemediğimiz kaos hissi mi acaba? Bir yandan her şeyi yerli yerine oturtmak istiyoruz, diğer yandan kervan yolda düzülür misali hep devinmeyi özlüyoruz.
Ev aramak zevkli, bulmak, içine eşyalar almak, yıllarca sağını solunu değiştirmek zevkli, ama ya epeyce oturmuş yerleşmiş bir evde oturmak? İskambil kağıtlarından bir kale yapmak eğlenceli ama neticede onu öylecene bırakmıyoruz, yıkıp yenisini yapıyoruz...
Bu açıdan düzenini kurmuş olma hissi de bizi dizginlerimizden boşalmaya itiyor olabilir. Hep o başlangıçta kaos vardı noktasına geri sarmaya çalışıyoruz. Düğümler çözüldükçe dolansın, görüntüler netleştikçe flulaşsın istiyoruz belki de...
Arkadaşım Z. bu laflarımı pek anlamlı bulmadı. "Yaşadığımız dünyada hayatta milyon türlü kaos var, illa kendi ilişkinize eziyet etmeniz şart mı?" dedi. O da haklı, her şeyi olduğundan komplike hale getiren belki de biziz, bizim tercihimiz...