ceza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mart 31

Şık patlamalar ;)


Aslında bir önceki konuyu daha anlamlı hale getirmek için çok ama çok takdir ettiğim patlamaları da burada dile getirmem lazım. Kişinin içinde bulunduğu duruma, ihtiyaçlarına ve ilişkisinin parametrelerine çok bağlı bence bu tepkiler. Dışarıdan bakan birisine inanılmaz görünse de yaşandı böyle şeyler ve olayların faili olan arkadaşlarıma çok iyi geldiğini ben kendi gözlerimle gördüm.
Örneğin E. yapay gülüşlü, yağlı saçlı, üstelik de muhafazakar sevgilisi R. ona kazık atınca hem onu bir güzel evden sepetlemiş hem de evde kalan kıyafetlerini salonun ortasına yığıp üstüne kırmızı boyaları boca etmişti! Soğukkanlı ya da objektif olmaya çalışan bir bakış belki bunu kabul edemez ama hayat bu kadar katı çizgilerle yaşanmıyor.
Diğer çok şık hareket de K.'ninki. Sevgilisi hem damdan düşer gibi - ya da aslında onu damdan aşağı iter gibi - ayrılma lafıyla geliverdi hem de tetiği çeken, yarayı açan kendisi değilmiş gibi, durmadan iyi misin, iyi olmanı istiyorum, mutlu olmanı istiyorum kabilinden hastane ziyareti diyaloglarına girdi. K. tabii ki çok şık patladı: Ben senin mutlu olmanı istemiyorum!
Süper dürüst, içi dışı bir tepkiler bunlar. Yapay bir nezaket gösterirken iğneleyici laflarla konuşmak çok daha manasız. Söyleyelim, yapalım olsun bitsin, iç sarsıntıları atlatmak ve bir oh çekmek için gerekli...

Perşembe, Mart 19

Hatalar Cezalar


Bazen kafamda bazı hayali tartışmalar yapıyorum, diyaloglar uzuyor da uzuyor. Tek başına satranç oynamak gibi biraz çıkmaz bir sokak ama yine de kendimi o garip kavgaları etmekten alamıyorum.
Karşılıklı birtakım acılardan, hatalardan bahsediyoruz. O kırıcı bir şey yapıyor, ben isyan ediyorum. Karşımda neredeyse müstehzi bir ifadeyle hep bana diyor ki ama sen de bunun gibi üzücü şeyler yapmıştın; sen böyle yaptığında ben de böyle hissetmiştim; şimdi daha iyi anlayabilirsin...
Ben onu kırmış olabileceğimi kabul ediyorum, bunun bir hata olduğunu da. Dolayısıyla kırıcı olduğunu bile bile böyle davranmaması gerektiğini söylüyorum. Çünkü bu misilleme demek oluyor, göze göz dişe diş demek oluyor.
(Düşünüyorum da buna çok benzer konuşmalar yaptık. Ben sadece birazdan söyleyeceklerimi söylemeyi başaramadım.)
Bu noktada nedense birden birbirine kısas usulü ceza verme fikrinin rahatsız ediciliğine tosluyorum. Belki birden bire affetmekten söz etmek saçma ama yine de üzerinde düşünmek gerek: mesela, cinayetle idam cezası aynı kefeye konulabilir mi? Böylesi bir ceza, işlenen suçtan bin kat daha az etik değil midir?

Salı, Mart 17

Kimse hatalarını telafi edemez, ancak tüm hatalar unutulur...


"...Oui, j'y voyais clair soudain : la plupart des gens s'adonnent au mirage d'une double croyance : ils croient à la pérennité de la mémoire (des hommes, des choses, des actes, des nations) et à la possibilité de réparer (des actes, des erreurs, des péchés, des torts). L'une est aussi fausse que l'autre. La vérité se situe juste à l'opposé : tout sera oublié et rien ne sera réparé. Le rôle de la réparation (et par la vengeance et par le pardon) sera tenu par l'oubli. Personne ne réparera les torts commis, mais tous les torts seront oubliés..."

Pazar, Mart 15

Suçluyu bulmak, hükmü vermek

Birileri için biten bir ilişki, muhakkak bir yerlerde bir aksaklık, tökezleme, hata oldu anlamına geliyor. İki kişiden birisi, nadir de olsa belki ikisi birden bir çuval inciri mahvetmiş olmalı. Yani illa ki bir sorumlu olmalı, bi suçlu olmalı! Sanki tüm bedenler belli bir işlevsizlikten ölür, yaşlılık neticesinde kaçınılmazlaşan doğal ölüm diye bir şey yoktur gibi.
Böyle düşünen insanlar için yaşadıklarını, gördüklerini, hissettiklerini belli dolaplara, çekmecelere yerleştirmek kolay olsa gerek. Dava görüldü, tanıklar dinlendi, hüküm verildi. Suçlu da belli masum da.
Halbuki nasıl yaşadığımız hayatın hiçbir kesiti siyah beyazla kavranamıyorsa, bir ilişkinin sonu (kezâ başı) da soğukkanlı analizlerle, sebep-sonuç çizgileriyle, bağımlı değişkenlerle açıklanmıyor.
Üzgünüm sayın hâkim, işler düşündüğünüzden daha karışık!